07 Mart 2022, Pazartesi
Servet BAŞOL
Servet BAŞOL [email protected]

Kadın Eli Değse idi….

Eğitim hakkı, 19. yüzyıla kadar yalnız yönetimi elinde tutan soylularla varlıklılara tanınırken, halkın eğitilmesi düşüncesi 1789 Fransa Devrimi ile başlamıştır. Daha geniş olarak eğitim hakkı, Birleşmiş Milletlerce benimsenen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim, Kültür Örgütü’nün (UNESCO) ve Avrupa Konseyi’nin temel ilkelerinde, İnsan Hakları Helsinki Son Senedinde Paris Antlaşması’nda, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı belgelerinde yer almıştır.

Eğitim hakkının kullanılmasına yönelik toplumda çeşitli sorunlar yaşanabilmekte, çeşitli engellerle karşılaşılabilmektedir. Bu engellerden belki en önemlisi toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve/veya cinsiyetçi tutumlardır. Türkiye, Birleşmiş Milletler tarafından 10 Aralık 1948 yılında yayımlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni ilk onaylayan ülkeler arasındadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 26. maddesi, insanın eğitim hakkını hüküm altına almıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 42. maddesine (II. Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi) göre; “kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz ve ilköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır.”

Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü’nün Haziran 2014’te ve TÜİK verilerine göre hazırladığı raporunda üniversite mezunu kadınların sayısı 2 milyon 944 bin 250, oranı ise yüzde 8,5. Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınların yüzde 42’sinin ilkokul ya da ilköğretim mezunu olduğu görülüyor. Doç Dr. İpek İlkkaracan’ın yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de lise mezunu evli kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 29,2 iken, üniversite mezunu olmaları durumunda bu oran yüzde 73,4’e yükseliyor.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Küresel Cinsiyet Eşitsizliği 2021 raporunda dünyanın cinsiyet eşitliğine ulaşmasının bir önceki tahminindeki gibi 99,5 değil 135,6 yıl süreceğini öngördü.

Ekonomik cinsiyet eşitliğine ulaşılmasının 268 yıl süreceği belirtiliyor. Önceki raporda bu süre 257 yıl olarak tahmin edilmekteydi.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Küresel Cinsiyet Eşitsizliği 2021 Raporu’na göre, cinsiyet eşitliği endeksinde Türkiye 3 basamak gerileyerek 156 ülke arasında 133. sıraya düştü. Türkiye endekste ekonomik katılım ve fırsat eşitliği kategorisinde 140.; aynı işe eşit ücrette 95.; eğitim olanaklarına erişimde 101.; sağlıkta 105. ve siyasi katılımda 114. sırada.

Şimdi soruyorum sizlere. Kadın-Erkek eşitliğinde önceden davransa idik, şu aşağıdaki liste bu kadar tartışmalı olabilir miydi?

*ABD'nin yaptığı Marshall yardımının bir şartı (kriteri) Türkiye'de demiryolu yerine Karayolu taşımacılığının tercih edilmesi,

*İstanbul-Ankara arasında elektrikli tren projesinin 1959 yılında hazırlandığı ama gerçekleşmesinin çok sonralara bırakıldığı,

*1976 yılında Demirel tarafından 411 km olarak ihalesi yapılan Ankara-İstanbul hızlı tren hattının % 40'ının tamamlandığını, ancak bunun bitirilmesinin engellendiği,

*8 Haziran 2003 tarihinde AKP'nin Ankara-İstanbul hızlı tren hattını tamamlamak yerine, Abdülhamit zamanından kalan 725 km. lik hattı modernize edecek şekilde Alarko ile ortak İspanyol şirketiyle bir anlaşma imzaladığı,

*Bu hattın Ankara-Eskişehir arası için 600 milyon dolarlık bir harcama yapılacağını ve bu projenin hızlı tren ile bir ilgisi olmadığı, aksine hızlı treni engellemek için bir aldatmaca olduğu,

*Atatürk zamanında 4075 km. demiryolu yapıldığını, bundan sonraki 65 yılda ise sadece 1510 km. demiryolu yapılabildiği,

*1950 yılında %50 oranında olan demiryolu taşımacılığının, 2003 yılında %5 e düştüğü,

*İzmir-Denizli arasının (300 km) 27 yıl önce otobüs ile 5, Trenle 6 saat, günümüzde ise bu mesafenin otobüsle 3,5 saat, trenle yine 6 saat (ort. hız 50 km /saat) olduğu,

*Taşımacılığını %95 oranında karayolu ile yapan Türkiye'nin, kaza sayısında 195 ülke arasında 12. olduğu,

*Türkiye'de yılda 10-12 bin kişinin karayollarındaki trafik kazalarında öldüğü,

*Türkiye'de % 7’si trenle yapılan taşımacılığın, elektrikli trenle %30’a çıkarılması durumunda, yıllık 36 milyar dolar tasarruf edileceği, (Prof. Dr. Atıf Ural),

*Tarsus-Adana-Gaziantep arasında yapılan yolun, keşif bedelinin, 360 milyon dolar, keşif uzunluğunun 243 km, öngörülen bitiş tarihinin 1991 yılı olduğunu, ancak bu yolun 258 km olarak, 2001 yılında 4,2 milyar dolara bitirildiği (Prof. Dr. İlyas Yılmazer),

*Otoyolların geçtiği alanların, on kilometre sağ ve on kilometre solunun, kirlilik nedeniyle tarım alanı olmaktan çıktığı,

*Otoyolların verimli ovalar içinden geçirilmesinin Türk tarımını yok etme planının bir parçası olduğu,

*Ovanın içinden geçen karayolları kenarlarındaki bağlardan ihraç edilen üzümlerin, zararlı madde bulunduruyor olmaları nedeniyle iade edildiği,

*Yüksek hızlı demiryolunun km. maliyetinin 1.4 milyon dolar ömrünün 30 yıl, bölünmüş yolun km. maliyetinin 1.5 milyon dolar, ömrünün 15 yıl olduğu (Prof. Dr. İlyas Yılmazer),

*Türkiye'de Avrupa'daki toplam sayıdan daha fazla, otobüs ve kamyon olduğu,

*Avrupa ülkelerinde, elektrikli trenle yük taşımacılığının en düşük olduğu ülkede, bu oranın % 60, yolcu taşımacılığında ise en düşük oranın % 80 olduğu,

*1 km. karayoluna yapılacak harcama ile 5 km. demiryolu yapılabileceği,

*Karayolunda 5 ila 10 birim harcanarak taşınan yükün, demir yolunda 1 birim harcanarak taşındığı,

*Gaziantep-Adana arasında 4 milyar dolara yapılan otoyolun, günde 25 bin araç trafiği için ekonomik olduğunu, ancak bu yolda günde sadece 2.500 araç trafiği olduğunu,

*İstanbul-Ankara ve Ankara-Mersin arasını 3 saatte alacak olan bir demiryolu yapılsa bunun maliyetinin 4 milyar dolar olacağı,

*Ülkemizde, denizyolunun yük taşımacılığındaki payının % 0.3 olduğu,

*300 milyar dolar olan dünya deniz taşımacılığından, Yunanistan 60 milyar dolar pay alırken, bizim ise 2,5 milyar dolar dahi pay alamadığımızı,

*Ulaşım, enerji, eğitim gibi temel politikaları yanlış olan bir ülkenin kadın eli değmeden kalkınamayacağını,

Bu listeden kadınlarımızın çıkaracakları ve hatta düzeltebilecekleri çok sayıda madde var. Erkek aklıyla ben ancak bu kadarını yazabildim. Kadınlarımızın düzeltecekleri ve yaratacakları elbet bunlarla da sınırlı değil.

Yani, kadınlarımızı geri plana atarak, “Her başarılı erkeğin arkasında bir başarılı kadın vardır” diyerek birbirimizi kandırmanın ne yeri ne de zamanı.

Bu sözümü hep hatırlayın;

Ignorantia mulierum est.

Si educas mulieres, vinces ignorantiam.

Cehalet Kadınlar içindir.

Eğer kadınları eğitirseniz cehaleti yenersiniz.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor saygıdeğer Türk ve Dünya kadınlarına sağlık ve mutluluk dolu bir gelecek diliyorum. Yarınlarımızı sizler yetiştireceksiniz.

www.servetbasol.com

Kadın Eli Değse idi….

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000