Ali KIDIK
Ali KIDIK info@airporthaber.com

İlker Aycı… Çok Alaycı…

Çok ama çok şey var yazılacak ama frenliyoruz kendi kendimizi. Geçen hafta bir dolu haber okudunuz THY ile alakalı. Müdür atamalarından, Aycı soyadlı bir kişinin THY’ye medikal ürün satışına kadar. Bu arada İstanbul Havalimanı’ndaki anket tam can sıkıcı.

Pandemik Pilotlar… DHMİ suç işliyor…

İki konuya ayırdım bu haftaki yazımı. Birincisi pandemi döneminde şirketlerin içinde bulunduğu durumdan ötürü mali çıkış arayışı. İkincisi DHMİ’nin yargılanacak, hesap verecek yöneticilerine dair.

Hostes hanımdan, hemşire hanıma…

Evet, gerçeklerle yüzleşmeye başladık. Bizim gerçeklerimiz, vurgulamaya çalıştığımız gerçekler havacılık gerçekleri. O halde bizden duymaya alışık olduğunuz gerçekleri yine duyacaksınız, hep duyacaksınız.

THY yönetiminde 5 bin kişilik liste…

Pandemi döneminde havacılığımız onarılamaz yara aldı. Yıllara yayılacak onarım süreci, ikinci dalga pandemik sürecin gelmesi durumunda daha da uzayacak ve bu kez onarılamaz bir hal alacak diye düşünüyorum.

DHMİ’nin pandemi görevleri…

Havada uçak görmeyeli uzun süre oldu. Bir süre daha böyle olacak gibi görünüyor. Ancak “böyle gitmeyecek” deyip geleceğe dönük planları şimdiden yapmak zorundayız. Eminim Korona bize çokça ders almamızı sağlayacak veri verdi. O halde hem havacılığın hem de ülkemizin çıkarları doğrultusuna düşünüp hareket etme zamanı geldi.

Hiç bu kadar mutsuz olmamıştık

Bir havalimanı çalışanı apron-terminal kartını sosyal medya hesabından paylaşarak “uçak görmeyeli iki ay oldu. Çok özleniyorsun” diyerek duygularını aktarmış. Aynı duyguları bende paylaşıp, Atatürk Havalimanı’nın önünden geçerken yaşadığım üzüntünün tarifini bile bulamadım.

DHMİ’de atama skandalları…

Yaza, yaza yaz geldi ama DHMİ’ye huzur gelmedi. Hatta huzur ta Ulaştırma Bakanlığı’na atanan yeni bakana kadar dayanıyor. Oysa, adam gelir gelmez DHMİ’de olmaması gereken bir adamın ipini çekti ve bence 100 puanlık bir davranış idi. Şimdi o şahsiyetin neler çevirdiğine bir bakalım.

Şaşalı günlerden motivasyon günlerine…

Çok değil iki ay öncesine kadar her şey normal seyrinde idi havacılık açısından. Ufak tefek aksaklıklar olsa da tepemizin üstünden uçaklar uçup kavuşmaların rotasını hep meşgul bırakıyorlardı. Son iki aydır, çocukluğumuza döndük desek doğrudur. Bir uçak gürültüsü duysak hemen kafamızı semaya kaldırıyoruz.

Uzanan el mi iten el mi? Hak mı haksızlık mı?

İki hafta önce “İlker Aycı’ya yalvaracağım” başlığı altında bir yazı kaleme almıştım. Yani bir el uzattım ve sonucunu bekledim. Uzanan ele yanıt verilecek mi yoksa iten el mi olacak diye merak ettim. Aşağıda açıklayacağım. Ve THY Kargo’nun yükünü çeken loadmaster olarak çalışanlar.

DHMİ’nin içine etti

Yeni bakan akıllı adammış. İlk işi DHMİ’ye el atmak ve işi hep dalavere olan bir adamı görevden uzaklaştırmak oldu. Açıkçası kutluyorum bakanı. Neler yazacağım dikkatle okuyun lütfen. Cemil Acar denen adamla ilgili gelen bilgiler aklımı yitireceğim kadar feci.

İlker Aycı’ya yalvaracağım. DHMİ’de maşa var…

Benim derdim THY, benim derdim havacılık, benim derdim yıllarımı kazandığım havacılık, benim derdim kimsenin hele hele bu süreçte kimsenin işsiz kalmadan elini taşın altına koyması. Bunun için gerekirse İlker Aycı’ya yalvarmaya hazırım.

Ne yazılabilir ki hepimiz ağlıyoruz…

Şu uçakların yerde yattığını gördükçe kahroluyorum, param parça oluyorum desem azdır. Ve içimden şunlar geçiyor. Şu zamanda bile kimileri ağlıyor, kimileri sırça köşkünde keyfine keyif katıyor ve kimileri de yarına ne yiyeceğinin hesabını yapıyor.

DHMİ’nin pandemik Teftiş Kurulu Başkanı Erdinç…

Bir insanın ne kadar tehlikeli olduğunu, şahsi çıkarları uğruna kurumunu dahi nasıl sattığını açıklamak zorundayım. Zira şahıs makam sahibi olmakla ahlak sahibi olmayı karıştırmış vaziyette. Eğer siz ahlaksızlık yapıyorsanız karşınızdakinden de ahlaklı davranmasını bekleyemezsiniz.

Havacılıkta kucaklaşma zamanı…

“Zor” sözü artık çok hafif kalıyor. “Olağanüstü” sözü bile anlatmaya yetmeyecek kadar sıradan bir kelimeden ibaret diyebilirim. Yüz yılın laneti tüm dünyanın üzerine çöktü. Sektörel açıdan çöküşün dibe vurduğu günleri yaşıyoruz.

Aklınız var ise beni dinleyin…

Kabus ki ne kabus, karabulut ki ne kara bulut! Çöktü üzerimize ve her birimiz canımızı kurtarma derdine düştük.

27 derece duası…

Havacılık ile yatıp havacılık ile kalkıyoruz. Corona ile uyuyup Corona ile gözlerimizi açıyoruz. Tam bir belirsizlik ile karşı karşıyayız. Corona Virüsü’nün 27 derece sıcaklıkta yaşamadığını öğrendik. Hep beraber 27 derece duasına çıkalım.

Havacılık çökebilir…

Türkiye yasta iken, ben karalar bağlamışken yazı yazmak ne elimden geliyor ne dilimden dökülüyor. Ama gel gelelim bu da bir görev ve biz ülkemiz adına her daim görevimizi yapmaya gayret edeceğiz. Şehitlerimiz için Allah’tan rahmet, yüreği yanan ailelere sabır ülkemize de başsağlığı diliyorum.

THY Teknik’te hırsızlık arsızlığa dönüşmüş…

Biz olmazsak şu pislikleri kim ortaya çıkartacak çok merak ediyorum! Ya halı altına süpürülecek, ya onun-bunun yakını aman kimse duymasın denilecek ya da işbirlikçileri ile birlikte sessiz sedasız konu kapatılacak. THY Teknik’teki milyon dolarlık hırsızlıktan bahsediyorum.

Atlas-Pegasus herkes sus pus…

Bir karabulut mu desem, bir kara el mi desem, bir kara kedi mi desem bilemedim. Ama şunu söyleyebilirim; havacılığımızı kara günler bekliyor. Bir yanda AtlasGlobal’in iflas ilanı ile işsiz kalan yüzlerce çalışan diğer yanda Pegasus’un talihsiz kazaları.

İGA sahiplerine ihbar ediyorum…

Anormal bir yazı olacak. Normalde bu tip konularda yazıyı yazar, gerisini ilgililerin yapacağı soruşturmalardan takip edersin. Tabi yazıların ya dayanağı olmalı ya da belgesi olmalı. Bugüne dek dayanağı olmayan, belgesi olmayan hiçbir habere, köşe yazısına imza atmadım.

Hepimizi kovdular…

Bunca yıldır havacılık sektörünü takip eder, yorumlar ve haber yaparız. Milyonlarca mail almışımdır ve hemen hemen hepsine dönüş yaparım. Ama bir mail geldi ki hayatımda aldığım en uzun mail idi. Okudum, okudum sonunu getiremedim. En dokunaklı mail idi bu.

Niyetinizi resmileştirdiniz!

Şu bir gerçek ki her dediğimiz gerçekleşiyor. Geçen hafta Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün yaptığı rezalet açıklamanın ardından, artık bu ülkede işlerin nasıl yürüdüğünü anlamaya çalışmak gibi bir çabanız olmasın. Kimin eli kimin cebinde net olarak ortaya çıkmıştır.

Bi' anlayın be kardeşim!

İstanbul’da havalimanları tartışılırken, facianın da eğişinden döndük. Allah korudu da Pegasus Havayolları’nın pist dışına çıkan uçağı ile ilgili olumsuzluk yaşamadık. Biz bu duruma üzülürken, birileri “oh tam fırsatını bulduk” dercesine kazadan nemalanmaya çalıştı. Çok üzücü, havacılığımız adına üzücü.

Marifetiniz bu muydu yani!

Yediniz içtiniz, gezdiniz tozdunuz, afili hayatlar sürdünüz, kral dairelerinde konakladınız, en lüks araçlardan aşağı inmediniz, kırmızı halılarda yürüdünüz ve şimdi bedelini THY çalışanlarından çıkartacaksınız öyle mi? Ayıptır, ayıp.

İlker Aycı alkışı hak etti…

Yılın güzel haberini Türk Hava Yolları’ndan aldık. Kötü haberini ise Turkish DO&CO şirketinden aldık. İyi haber şu; THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı’nın girişimleri ile Boeing tazminat ödemeyi kabul etti. Kötü haber şu Turkish DO&CO yine bir yılbaşı öncesi çok sayıda personelin işine son verdi.